23 Ağustos 2010 Pazartesi

Rottweiler

ROTTWEILER
Bu bölümde sizlere zaman zaman sevimli dostlarımızı tanıtmak istiyorum.İlk konuğumuz ise gelişmiş   kasları, güçlü çene basıncı ve sert bakışları ile tanıdığımız çok ünlü ve değerli bir ırk "Rottweiler".
Orijin Ülke : Almanya   de-ddr.gif (9357 bytes)
Tarihçe:
19.yy öncesinde Roma köylülerin yolu  Almanya'nın güney kesiminden Rottweil kasabasından geçti. Rottweil kasabası Romalılar tarafından fethedildi ve bundan sonra kasabanın adı "Rote Will" olarak anılmaya başlandı."Rote Will" denilmesinin nedeni de, bu kasabada kırmızı tuğlalardan yapılan binaların hakim olmasıydı.Daha ileriki yıllarda ise kasaba tekrar  "Rottweil" adını aldı.
Rottweiler, Romalılar tarafından uzun süre savaş köpeği olarak kullanıldı ve atası Mastif'in yanında birçok savaşa katıldı ve koruyuculuk görevini yerine getirdi."Swabian"ların Romalıları bu bölgeden kovması ile birlikte Rottweiler de kendini yeni bir görevde buldu.Bu görev   kasaba yerlilerin ve sürü sahiplerinin  geniş sürülerini korumak idi.Köpek yolculuk boyunca büyük sürülere karşı oluşan tehlikelere karşı çok iyi bir koruma sağlıyor,savaşçı ve caydırıcı bir kuvvet olarak büyük rol oynuyordu.Kısa süre içinde Rottweiler  değerli bir köpek ve yardımcı olarak insanların kalbini fethetmeyi başardı.Ancak 19.yy içinde demiryollarının yapımı ve gelişmesi ile birlikte büyük ve küçük baş hayvanlarının nakli için daha hızlı bir yöntem olan demiryolu tercih edilmeye başlandı ve Rottweiler'in değeri bir anda yok oldu.1882 yılında Almanya "Heilbronn" daki bir köpek şovuna ise sadece bir tane Rottweiler katıldı.1901 yılında ise bu ırka gönül verenler tarafından "Rottweiler - Leonberger" adlı klüp kuruldu ve ırkın adı tekrar duyulmaya başlandı.1910 yılında ise Alman polis örgütünün Rottweiler köpeğini dördüncü polis köpeği ırkı olarak kabul etmesi ise ırkın değerini tekrar kazandırmış oldu.Bu tarihten sonra Rottweiler özenle beslenen,üretilen ve aranılan bir köpek ırkı olarak anılmaya başlandı.Kısa süre içinde Almanya'da değişik Rottweiler kulüpleri kurulmaya başlandı.1921 yılında Rottweiler kulüplerinin babası kabul edilen ADRK(Allgemeiner Deutcscher Rottweiler Club) kuruldu ve üye sayısı 3.000 kişiyi aştı,kulüp ayrıca Rottweiler standardını belirleyerek yayımladı.Bu kulüp Rottweiler ırkının dünyaya tanıtılmasında büyük bir başarı sağladı.
Karakter:
Geçmiş yıllarda ve bugün de Rottweiler ırkı basında çıkan olumsuz eleştriler yüzünden yara almıştır.Tartışma konusu, bu ırkın doğru ellerde olsa bile güvenilir olup olmadığı yönünde idi.Ne yazık ki bu olumsuz eleştiriler  Rottweiler ırkının adını  daha önce duymamış ve sahibi olmak istemeyen  kötü niyetli kişilerin harekete geçmesine neden oldu ve daha önce sempati duymadıkları bu ırka sahip olmaya başladılar.Bu kişilerin yanlış tutumları ve eğitimleri ile Rottweiler ırkı pek çok kişinin korktuğu bir ırk olarak anılmaya başlandı.Gerçi bu köpek ırkı ilk bakışta  gelişmiş  kasları ile verdiği güçlü görünümü,güçlü çene kasları, sert bakışları ve savaşçı görünümü ile oldukça deneyimli bir eğitmene veya üreticiye bile korku vermektedir.Köpeğin karakteri ve bir adım sonra neler yapabileceği, yatık kulağı ve kesik kuyruğu nedeni ile tahmin edilmesini güçleştirmektedir.Bu yüzden herkesin kuşku ile yaklaştığı bir  ırk olduğu tartışmasız  gerçektir.
Rottweiler ırkı bir iş köpeğidir ve Rottweiler sahiplerinin bunu unutmaması gerekir,o bir aksesuar değildir.Ataları bir çoban köpeği iken (Bu özelliğini yitirmiş değildir.) Rottweiler gelişmiş zekası,eğitilebilirliği ve kabiliyeti ile başarılı bir polis köpeği,rehber köpek,iz takip köpeği,arama&kurtarma köpeği,koruma köpeği,terapi köpeği ve iyi bir aile köpeği olma gibi özellikleri ile kendisini kabul ettirmiştir.
Rottweiler ırkına sahip olmak isteyen kişiler köpeğin zekasını muhakkak değerlendirmeli,köpeğin zekasını kullanmasını ve geliştirmesini sağlayacak aktiviteler ile köpeği kontrol altına almak için mutlaka itaat eğitimine başvurmalıdır.Köpeğin kendini aile içinde lider olarak kabul etmemesi için küçük yaşlarda eğitime başlanmalı ve köpeğin saldırı içgüdüsünü çalıştıracak oyunlara izin verilmemelidir.Bir Rottweiler mutlak ve ve mutlak sahibinin emirlerini yerine getirmeli  ve gereken itaati göstermelidir.Köpek çok iyi sosyalleştirilerek insanlar ve özellikle çocuklar ile tanıştırılmalı, köpeğin insanlar ile pozitif diyalog kurmasına olanak tanınmalı özellikle ev içi yaşamında ziyaretçilerin köpek ile tanışmasına büyük önem gösterilmelidir
Rottweiler özellik olarak kurallarını değiştirmeyen ve karakterinden ödün vermeyen bir köpektir bu yüzden köpeğin uyması gereken kurallar özenle ve hassas bir eğitim ile köpeğe aşılanmalıdır.
Eğer köpek; ünlü, köpekleri sosyalleştiren ve iyi bakım sağlayan bir üreticiden alındı ise sadık ve iyi huylu bir Rottweiler sahibi olmak için yapmanız gerekenler azalmıştır,ancak bugünden sonra siz köpeğe ne verirseniz köpek de karşılığında bu davranışı aynen yansıtacak,size ve çevreye cevap verecektir.
Genel Görünüş:
Rottweiler 68cm'lik omuz yüksekliği ve 70 kg'lık ağırlığı ile geniş ve şişman bir köpek olarak görülebilir,fakat asla kaba bir görünümü yoktur.Kesinlikle siyah rengi vücudun altlarında pas rengi kahverengilikler taşır.Ağır bir yapısı olmasına rağmen sert ve aktif hareket eder.
Başı,orta uzunlukta kulaklar arası açık,alın profilden az bombeli,çok gelişmiş güçlü,geniş alt ve üst çene yapısına sahiptir.Alın derisi genelde düzdür ancak dikkat kesildiğinde buruşur.Yüz ifadesi asil,dikkatli,güvenlidir.Gözler orta irilikte,badem formunda ve çıkıntı yapmayan,yerli yerinde, çok az derin konumludur.Çıkıntı veya çöküntü yapmamalı,renk homojen koyu kahve olmalıdır.Kulakları orta boyda,üçgen formda ve sarkıktır.Köpek dikkat kesildiğinde kulaklar kafatası ile aynı seviyeye ulaşır.Burun köprüsü düz stopta geniş başlayıp uca doğru hafifçe incelir.Burun ucu yayvan ve herzaman siyahtır.Dudaklar siyah köşeli,kapalıdır.Dudak içi pigmentinin koyu olması tercih sebebidir.Ağız,20 adet üst çene ve 22 adet alt çene de olmak üzere  42 adet diş ile donatılmıştır ve makas ısırışı ile kapanırlar.Sırt sağlam,düz seviyeli ve yatay çizgiye göre herzaman pareleldir.Gelişmiş göğüs,derin ve yayvan dirsekler seviyesine kadar inen oval ve yaygın kaburga kafesi vardır.Bel kısa ve adelelidir,sağrı geniş,orta uzunlukta ve az açılıdır.Erkekte yumurtalıklar düzgün yerleşimli ve çift olmalıdır.
Omuz kemiği uzun ve arakaya yayımlıdır ve cidağıdan dirseğe kadar olan uzunluğa eşittir.Üst kol omuz kemiği ile aynı uzunluktadır ve bu sayade dirsekler vücudun oldukça altında kalır.Ön bacaklar kuvvetli,iyi yapılı,düzgün ve ağır kemiklidir ancak birbirine uzaktır.Ayaklar yuvarlak,parmaklar kavisli,ne içe ne de dışa dönük dururlar.Ayak yastıkları kalın ve sert,tırnaklar kısa,güçlü ve siyahtır.Eğer var ise ön ayaklardaki mahmuzlar alınmalıdır.
Dış kürk düz,sık,orta uzunlukta ve vücuda yapışıktır.Alt kürk,boyunda,kafada,baldırlarda açıkça görülmelidir ve oranı iklimsel koşullara göre değişir.Alt kürk belirtilen yerlerin dışında başka bir yerde görülmemelidir.Kürk kafada,bacaklarda,kulaklarda,çok kısa,bacak arkasında ise oldukça uzundur.Kürk çoğunluğu siyah,pas renginden koyu kahveye kadar değişen lekelere sahiptir.ama siyah ve pas rengi birbirinden kesinlike ayrılmalıdır
Lekelerin dağılımı ise şöyle olmalıdır;
Her gözün üzerinde birer adet,yanaklarda ve çenenin etrafını çevreleyecek biçimde ama burunla birleşmemelidir.Boyunda,boğazda,göğsün her iki yanında,ön bacakların arka tarafında başlayıp,dizin ön tarafına doğru genişleyerek topuk ucundan tırnaklara kadar devam eder,ancak yekpare pas rengi olmamalıdır.Kuyruk altı pas rengi,ayaklarda tırnak üstünde ufak siyah lekeler olmalıdır.Alt kürk gri,ten rengi veya siyahtır.Lekelerin yerleşimi,miktarı önemlidir yalnız genel oranda % 10'u geçmemelidir.
Rottweiler iyi bir atlettir.Hareketleri dengeli,uyumlu ve kendinden emindir.Güçle uzanan ön kollar,arka bölümü motive eder.Hareket ederken fazlaca güce ihtiyaç yoktur.Ancak yinde de verimlidir.Adım atarken ön ve arka ayaklar ne içe ne de dışa savrulmalıdır.Ön ayağın izi,arka ayak ile kapatılmalıdır.Tırıs yürüyüşde tüm vücut tam kontroldedir.Arka görünüm sarsıntısız ve sağlam olmalıdır.Hız arttıkça ayaklar vücudun altında orta çizgide birleşir.                
Hatalar :
  • Orantısızlık,küçüklük,büyüklük.Dişi gibi erkek ve erkek gibi dişi davranışı göstermek.
  • Sarı gözler,farklı renkli veya boyutlu gözler,kaşın olmaması,şaşılık ve körlük.
  • Pembe ağız.
  • İki veya daha fazla dişin olmaması.Alttan veya üsten kapanan çene.
  • Kürksüz kısımlar.Çok ince kısa kürk,kıvırcık kürk,alt kürkün az olması,olmaması veya traşlı olması, uzun kürk.
  • Karışık renkler,fazla az veya belirgin olmayan lekeler.Beyaz lekeler.Ana rengin siyah dışında olması.
  • Çekingenlik,korkaklık ve tehditkar davranış.
  • İnsanlara saldırganlık.

Aile Yaşamı.
Rottweiler yukarıda da değindiğim gibi zeki bir iş köpeğidir ve aile yaşamı içinde de köpeğin oyunlar ve egzesiz ile gün içindeki enerjisinin boşaltılması gerekir.Köpek kapalı kapılar ardında kalmaya tahammül edememektedir.Aile bireyleri köpeğin eğitim ve disiplinin ne kadar önemli olduğunun farkına varmalı, bireyler köpek için konulan kurallardan asla taviz vermemeli ve köpeğin itaati için hepbirlikte çalışmalıdırlar.
Rottweiler yavrusu ne yapacağını,yapmayacağını ve nereye gidip gitmeyeceğini öğrenmelidir.Sekiz haftalık bir yavru hırlayabillir yemeğini ve oyuncaklarını sizden koruyabilir.Bu davranışların önüne hemen geçilmeli ve yavruya doğru davranışlar öğretilmelidir.Yavrunun  altıncı ayına kadar çok fazla egzersizlerden kaçınılmalıdır,fazla egzesiz yavrunun hassas gelişen kemik ve kas yapısı için tehlikeli olabilir.Rottweiler her köpek gibi kendine ait bir bölge ister,geniş kafes ile kendini rahat hissedecek ve uyurken aile içindeki gürültülerden etkilenmeyecek bir yer hazırlamak iyi bir fikirdir.
Unutmamanız gereken, bu güçlü köpeğin koruyucu olarak hayata gözlerini açtığı ve nekadar sevimli ve iyi huylu olursa olsun sizi ve sevdiklerinizi olası bir tehlikeden çekinmeden koruyacağıdır.   
Kimler İçin Uygun:
Bana soracak olursanız size neden bir Rottweiler sahibi olmamanız gerektiğini söyleyebilirim.Eğer ilk defa köpek sahibi oluyor iseniz dünyanın hiçbir yerinde kendini bilen kişiler size bu ırkı   önermez.Rottweiler sahibi olmak için köpek eğitim ve bakım konularında deneyimli olmanız gerekir,aksi takdirde yanlışlarınız bu güçlü ırk  tarafından affedilmez.
Eğer güçlü,enerjik ve cesaretli iseniz ve çok sevecen  bir yapınız yok ise ve herhangi bir köpek ırkına ayırdığınız zamanın daha fazlasına sahip  iseniz , bu köpek sizler için uygun olabilir.Dikkat etmeniz gerekenler ise,köpeğin itaatini ve disiplinini kesinlikle sağlamakçok iyi ve hassas bir sosyalleştirme programı ile insanlar ve diğer köpek ırkları ile kaynaştırmak, egzersizlerine günlük olarak devam etmek.

Kurtlar

KURT
YAŞAM VE ÖZELLİKLERİ
Bu bölümde köpeklerin atası olan kurtların vahşi ortamdaki yaşamını,davranışlarını   inceleyeceğiz ve köpekler ile olan benzerlikleri ile  farklarını karşılaştıracağız.
Efsaneler ve İnanışlar.
Kurtlar geçmişten bugüne kadar insanoğlunun yaşamında  daima  heyecan vermiş,korku salmış,büyülemiş,bilinmezliğini korumuş  ve bunun sonucunda saygı duyulan bir yaratık olarak hayatımızda yerini  almıştır.Kurtlar ve İnsanlar tarihin  başlangıcından itibaren birlikte yaşamış başlangıçta birbirlerine rakip olmuştur.Fakat daha sonra İnsanoğlunun  kurtların yeteneklerini ve yararlarını anlamasıyla  bu rekabet, bugün evlerimizde beslediğimiz ve birçok konuda bizlere yardımcı olan köpeklere kadar uzanan çok sıkı bir dostluğun temelini   atmıştır.
Kurtlar bugün de yaşamımızda etkileyici bir yere sahiptir ve güncelliğini korumaktadır.Geçmişten beri süregelen birçok kurt efsanesi bugün de anlatılmaya ve filmlere konu olmaya devam etmektedir.Kurtlar ile birlikte yaşayan eski kabileler kurt'a olağanüstü güçleri olan bir yaratık olarak bakmakta,kendilerini ve sevdiklerini  kurttan korumak için dans şeklinde ayinler düzenlemekte ve yine kendilerini kurttan koruyacağına inandıkları "Kurt başı" şeklinde ağaçtan yapılmış eşya ve kolyeler taşımaktadırlar.Bu kabileler inanışları dolayısı ile kurtun avlanma  bölgesine girmemektedir.
pack2.jpg (17283 bytes)
Hindistan'ın kırsal kesimlerinde anlatılan, gerçekte yaşanmış bir  öykü,her gece çadıra gelen ve özellikle çocukları uyku sırasında hiçbir şekilde ses çıkarmadan çadırdan sürükleyerek alan ve daha sonra iç organları yenmiş şekilde bulunan 70-80 kadar insanı konu almaktadır.Bu yaratığı gece karanlığında görenler, insan şeklinde,gözleri kırmızı renkte parlayan bir şeytan olarak tarif etmekteydiler.Yurt dışından bu olayı araştırmaya gelen görevlilerin  kurttan şüphelenmelerine rağmen   yöre halkı kurtlar ile yüzyıllardır barış içinde yaşadıklarını ve bir zarar görmediklerini söylüyorlardı.Ancak  bölgede görülen iki kurtun öldürülmesi üzerine bu korkunç olay bir daha tekrarlanmadı.   
Yine Hindistan'da çocukların kurtlar tarafından kaçırılmasına ve emzirilmesini içeren gerçek olaylara tanık olunmuştur.
Roma İmparatorluğu'nun kuruluşuna da bir kurt öncülük eder.Efsaneye göre;
Anadolu'da Truvanın yıkılmasından sonra bir Truvalı topluluğu Aineias'ın  yönetimi altında Latium kıyılarına yerleşti.Aineias, ülke kralının kızı Lavinia ile evlendi oğulları Alba Longa'yı kurdular.Alba kralı Numitor'un kızı Rhea Silvia,tanrı Mars' tan  gebe kalarak Remus ve Romulus adlı ikizleri doğurdu,ama Numitor'u Alba tahtından indiren amcası Amulius'un eziyetlerini üzerine çocuklarını bir beşiğe koyarak Tevere ırmağına bıraktı.; beşik ırmakta Palatium kıyılarına kadar sürüklenerek karaya vurdu.İkizlerin ağlamasına koşup gelen dişi bir kurt onları emzirdi.Daha sonra ise Faestulus ve Acca larentina adlı çobanlar çocukları büyüttü.
"Kurt Adam"  efsanesini, yani insan zeka ve kabiliyetini koruyarak, bir kurtun ısırması ile kurt şekline dönüşen insanı, ya da ormanda kurtlar tarafından büyütülen küçük bir çocuğun öyküsünü duymayanımız yoktur.Bu öyküler yıllar boyunca filmlere ve kitaplara konu olmuştur.
Burada Türklere yol gösteren   "Asena" adlı dişi kurtu da belirtmeden geçemeyiz. Bütün Türk Ulusu bu kurta  saygı duymakta ve adını  bugün çocuklarımızda yaşatmaktadır.   
Yine kurtların kışın avlanmak için başvurdukları "Kurt Oyunu", Hunlardan Osmanlıya kadar bütün Türkler tarafından meydan savaşları ile kale kuşatmalarında benimsenerek uygulandı.26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaş'nda Selçuklular, Bizans ordusunu,25 Eylül 1396'da da Niğbolu Savaşında Osmanlılar da  Haçlıları "Kurt Oyunu" ile yendiler.
Kurt oyununun özü şöyledir.;
Genelde kışın aç kalan kurtlar,geceleyin köy ve mahallelere sokulmadan önce,uygun bir yerde alfa kurtun emri ile durarak üç kola ayrılırlar,iki kol o yerin sağında ve solunda  pusuya yatarak saklanır;üçüncü yada fedai kolda;pusu yerini belirledikten sonra koşarak köy ve mahalleye dalar.Köpeklerin de ortaya çıkması üzerine korkarak kaçıyormuş gibi davranır.Bunu gören köpekler havlayarak kurtun peşine düşerler ve kurtları bölgeden dışarı çıkarmaya çalışırlar.Böylece çoğalarak bir sürü haline gelen köpekleri, fedai kolu ardına takarak pusu yerine çeker.Alfa kurtun işareti ile pusudakiler, köpeklerin dönüş yolunu keser, öndeki kolda geriye dönerek çemberi tamamlar ve köpekler kuşatılır.       
Görüldüğü gibi kurt tarih öncesi atalarımızın hayatta kalmasını sağlamanın yanında , tarih boyunca insanoğluna örnek olmuş ve yukarıda da belirtildiği gibi yaşam biçimi ile Türk Ulusu'nun kurtun avlanma taktiğini, savaş taktiği olarak kullanması sonucu  nice zaferlerin kazanılmasına öncülük etmiştir.Kimbilir Türk Ulusunun gücü ve bir dönem Dünya'ya hükmeden Osmanlı İmparatorluğun başarısı  buna bağlıdır.Ne dersiniz?
Kanada nın bir bölgesinde ise insanlar her yıl geleneksel  olarak tam bir dolunay zamanında biraraya gelirler.Yüzlerce araba ile kilometrelerce kuyruk oluşturaran insanlar ormanın yakınında durarak kurt ulumasını taklit ederler.Çevrede bulunan kurtlar bu çağrıya  cevap verirler ve bölgenin dört bir yanından kurt ulumaları  yükselir.Aileler kurtların  ulumalarını sessizlik içinde dinlerler ve yeni yılda tekrar buluşmak üzere bölgeden ayrılırlar.İnsanoğlunun ormandan ayrılışının 25.000 yıl olduğunu düşünürsek ki bu insanoğlunun   yaşamı ve gelişmesi yanında az bir zamandır,bir zamanlar birlikte yaşadığımız kurtlara özlem duyan Kanada da ki bu kişilerin davranışına şaşmamamız gerekir.
Bu öyküler ve efsaneler,bizim köy hayatı yaşayan insanlarımızın kurtu "Canavar" ismi ile çağırması, herhalde bu gizemli  hayvana duyulan saygı ve korkunun bir belirtisi olsa gerek.
wolfplay1a.jpg (9894 bytes)
Aslında kurtların  göstermiş olduğu saygıyı biz karşılıksız bırakmışız.Özellikle kurtun ana yurdu Kuzey Amerika da insanlar kendilerine yer bulabilmek için 1850-1900 yılları arasında birçok hayvanı katletmişlerdir.Amerikan kaynakları bu hayvan sayısını 50.000.000 adet civarında olduğunu ve bu sayının 2.000.000 adetinin kurtları kapsadığını belirtmektedir.Bu kadar çok sayıda hayvanın ve özellikle kurtun öldürülmesi doğal dengeyi tahrip etmiş ve otçulların sayısının artması ile yeşil alan ve bitki örtüsü yok olma düzeyine gelmiştir.Yeteri kadar kurt sağ olsaydı bu otçulları avlayacak ve doğayı dengede tutacaklardı.Sonuçta  tekrar insanlar silahlarını ele almış ve yine hayvan katliamına girişmişlerdir..
Bugün Amerika doğal dengenin korunmasının ne kadar önemli olduğu bilincini   "Yellow Stone", "Yosemite" gibi doğal parklar ile   insanlarına geç de olsa aşılamıştır.
Bizim insanlarımız ise henüz bu değeri anlamamıştır.Çok yakın tarihte ekranlardan  bir kurtun yaralı olarak nasıl can çekiştirelerek öldürüldüğünü ve en vahşi yaratık, yani insanın maskarası olduğunu  izledik.Oradaki insanlar vahşiliklerini ve acımasızlıklarını sergiliyorlardı ve yanlarındaki çoban köpeklerine yaralı kurtu boğması için teşvik ediyorlardı.Ancak şaşırtıcı bir biçimde köpekler yine biz insanoğlunu utandırarak o halde bulunan atasına saldırmamış ve bize yine dersimizi vermişlerdir.Bu dersi alacak kafalar bir  panayır havasında eğlenmeye devam etmişlerdir. 
Genel Görünüş.
Dik kulak,uzun ve fazla keskin olmadan son bulan baş ve çene yapısı ile araştırıcı ve keskin bakan gözlere sahiptir.Kafa yapısı Alman Çoban Köpeğine benzemektedir.Ancak daha uzun ve geniştir. Çoğunlukla gri ve siyah tonda kürke sahiptir kahverengi ve daha açık  tüyler de kürk üzerinde gözükmektedir.Kutup bölgesinde yaşıyan kurtlar ise beyaz renkli kürke sahiptir.Erkek kurtlar dişilerden 25 % daha büyük ve gösterişlidir.
Birçok erişikin Gri Kurt dişilerde 56 kg,erkeklerde ise 80 kg kadar ağırlığa çıkmaktadır.Omuz yükseklikleri 68-78 cm arasında değişmektedir.Çoğunlukla ortalama bir köpek boyuna yakındır.Ancak göğüsleri köpeklerden daha geniş,ve bacakları daha uzun ve patileri daha kalındır.Buna rağmen kurtların sol ve sağ ayak izleri birbirlerine daha yakın seyretmektedir.Ayrıca kış kürküne bürünen bir kurt tüylerin verdiği uzunluktan dolayı (5-6 cm ile 15 cm arasında vücudun değişik bölgelerinde değişir) daha büyük gözükebilirler.Kuyrukları Alman Çoban Köpeğinkine benzer, çalı gibi tüylüdür ve uzunluğu vücut uzunluğunun birçeyreğini kapsamaktadır yaklaşık 35 cm.
Çene ve Dişler.
Köpeklerden daha büyük,uzun ve güçlü bir çene ile keskin diş yapısına sahiptir.12 kesici,4 köpek,16 küçük azı ve 10 azı dişi (4 tane üst çenede 6 tanesi alt çenede) olmak üzere 42 adet dişe sahiptir.Dişlerinin uzunluğu 2.54 cm kadardır ve uca doğru giderken hafifçe kıvrılır.Kurtun çene basıncı 2.5 cm'lik bir kare içine 750 kg olarak hesaplanmıştır.Bu basıncı Alman Çoban Köpeği ile kıyasladığımızda iki kat daha fazla olduğunu görürüz.Alman Çoban Köpeği 2.5 cm'lik bir alan içine 320 kg baskı uygular.Kurtlar dişlerini avlarını öldürmek ve parçalamak için kullanırlar,avlarını çiğnemezler lokmalar halinde yutarak sindirirler veya kusarak yavrularını beslerler.
Hareket ve Hız.
İnsanlar,köpekler ve kedigiller aynı prensipte yürüler yani ayak tabanlarımız yer yüzeyi ile temas etmektedir.Kurtlar da ise farklıdır.Kurtların patileri tamamiyle yer ile temas etmez patilerinin ucunda   yürüyor gibidirler.Arka ayakları ön ayaklarını takip eder.Ön patileri arka patilerine göre daha geniştir.Bu kurta kış aylarındaki kar örtüsünde daha rahat tırmanma ve koşma imkanı vermekte ve ağırlığını yüzeye dağıtarak kaymayı ve yumuşak zeminde kara  batmayı önlemektedir.Kurtların beş adet tırnağı vardır ama bunların dört adeti oldukça gereklidir.Patilerinin arası köpeklerde olduğu gibi sert ve dayanıklı kıllarla örtülmüştür.Bu ona kaygan zeminlerde daha iyi tutunma sağlar.Tırnakları sağlamdır ancak keskin değildir.Çünkü yürüyüşde daha fazla ön tarafı kullanduğı için doğal olarak törpülenir.Tırnaklar toprağı kazmak ve koşu esnasında yüzey ile teması kuvvetlendirmek için kullanılır.Avlanma esnasında kedigillerde olduğu gibi tırnaklarını avı yakalamak için kullanmaz.Kurtlar tırıs,koşu ve dörtnal olarak ayrılan dilimlerde hareket ederler.Bacakları köpeklere nispeten daha uzundur ve bu uzunluk ona hız ve çeviklik sağlamaktadır.Saatte 6.4 km hızla yürüyebilir.Seyahat ve av takip esnasında tırıs koşuyu tercih ederler bu esnada hızları 12.8 - 16 km/saat  arasında değişir. Kurtlar avlarına saldırdıkları veya onları test etmek istediklerinde en hızlı şekilde koşarlar bu esnada hızları saate 64km ye kadar çıkar ve bu hızlarını uzun kilometreler boyunca koruyabilirler.   
Koku Alma ve İz Takibi.
Kurtların dünyasında koku önemli bir yer taşır.Koku yoluyla kurt avını,ailesini bulabilir vaya bir düşmanı sezinleyebilir.Ayrıca köpeklerde olduğu gibi kurt bölgesini koku bırakarak belirler ve bu koku ile yine diğer sürülerin bölgesini tanıyabilir.Ayrıca yine bırakılan kokulardan bölgedeki dişi ve erkek varlığı ile bölgenin nekadar sıklıkla ziyaret edildiğini  anlayabilir.Kurtun koku bezleri  anüs civarıdadır ve bu bezlerden yayılan koku, kurt için bir parmak izi gibidir ve kişisel bir bilgi taşırlar.Kurtlar,diğer kurtlara bölgelerini belli etmek için genelde bu kişisel bilgilerini taşıyan kokularını 91 metre aralıklarla bırakırlar ve sınırlarını belli ederler.Kurtların koku alma düzeyi oldukça gelişmiştir ve hava şartları uygun olduğu takdirde kurtlar sürü üyelerininn ve avlarının kokusunu  2.5 - 3 km uzaktan alabilirler.Avlarını da yerde bıraktığı koku ve avın atmosfere karışan  vücut kokusunu takip ederek ulaşırlar. 
İşitme Duyusu.
Kokudan sonra kurta yardımcı olan ikincil duyusu işitme duyusudur..Kurtlar ormanda 9-10 km uzaktan açık arazilerde ise  11 km kadar uzaktaki sesleri duyabilirler.Kurtların kulakları 25 Khz değerindeki sesleri algılayabilir bu rakam araştırmalara göre 80 Khz kadar çıkmaktadır.İnsan kulağının duyabileceği limit  ise 20Khz' dir.Bu özelliği ile kurtlar köpeklerden daha iyi bir duyu organına sahiptirler.
Görüş Kapasitesi.
Kurtlar önlerindeki hareket eden objeleri rahat şekilde görmektedirler.Hareketsiz objeler kurtu yanıltmaktadır ve bu anlarda koku alma duyularını harekete geçirirler.Görüş açıları 180 dereceden  az bir görüş sahasını kapsamaktadır.Kurtların avladıkları hayvanlar ise genelde 300 dereceye   kadar varan bir görüş açısına sahiptir.
Tat Alma Duyusu.
Araştırmalar tat alma duyusunun az olduğunu bunun yerine avın kokusunun önemli rol oynadığını göstermiştir.Kurt ve köpekler dört ana başlık altındaki tatları hissetmektedirler.Bu öğeleri tatlı,acı,tuzlu ve ekşi olarak sınıflandırmak mümkündür.Kurtların yiyeceklerinde tatlı  minimum rol almaktadır.
Yaşam Süresi.
Yabani yaşamda kurtun yaşam süresi 13 yıl veya daha fazladırEğer korumalı doğal parklarda yaşıyorlar ise 16 yıla kadar yaşamlarını sürdüreblirler.Fakat çoğunlukla kurtlar 8 yaşına kadar yaşamaktadırlar.Kurtlar'ın yaşam süresi   insan popülasyonun artmasıyla ve popülasyonun öldürme isteği ile azalmaktadır.Ancak yukarıda da değindiğimiz gibi korumalı doğal parklar içinde daha uzun bir yaşam süresine erişmektedirler.Bunun nedeni ise koruma bölgesi içinde silahlar,doğal düşmanlar,tuzaklar, yılanlar ve zehirlerden uzak kaldıkları içindir.
Sürü Yaşamı ve İletişim.
Her memeli kendisine ait bir aile içinde yaşarlar.Ancak bu aile yapısı kurt yaşamında daha köklü bir biçimde gelişmiştir.Sürü topluluğunun istisnasını sürü kurallarına karşı gelmiş ve sürüden atılmış yalnız kurt oluşturur.Bu kurt en yakın sürüden 10 km ile 1000 km arasında değişen uzaklıkta yaşamaya mecbur edilir.Ancak kendisine bir eş yada hakimiyetini kabul ettirecek bir sürü ile bu sürünün yaşaması için yeterli bir bölge bulamaz ise hayatta kalması çok zordur.Kurt yalnız başına büyük hayvanları avlayamaz ,yeteri kadar da kendini hayatta tutucak av bulamaz ise sonu çok kötü olabilir.
Kurtlar ailesi yapısı içinde hayatlarını sürdürürler ve biz bu aile yapısına sürü olarak adlandırmaktayız.Kurt sürüsü Alfa erkek ve Alfa dişinin kontrolü altındadır.Sürünün diğer üyeleri genç ve yaşlı kardeşlerdir.Ayrıca aynı kana sahip olmayan kurtlarda sürüye kabul edilmektedir.Eğer sürü kurallarına uyulur ise bireyler sürü ile birlikte yıllarca yaşayabilirler.
Sürü genelde sekiz ila onbeş kadar üyeden oluşur.Daha az veya çok olabilirler.Sürüdeki hiyeyarşi baskın kurtun diğer sürü üyelerine kabul ettirdiği gücü ile yapılanır.Bu gücü ortaya koyarken bireyler dövüş,ısırma ve alışkanlıklarını kullanırlar."Alfa" erkek ve "Alfa" dişinin bir alt basamağında "Beta" erkek ve "Beta" dişi bulunur.Diğer basamak ise "Omega" erkek ve "Omega" dişidir.Her birey kimin hakimiyetini kabul edeceğini bilirken,bazı bireylerde bir üst basamağa tırmanmak için yarışırlar.Bu yarışı kaybeden ve kurallara uymayan kurtlar baskın alfa erkek ve dişinin zorlaması ile sürüden ayrılırlar.Kazanan ise sürünün yeni hakimidir.
Sürü içinde üyeler rütbelerini kararlı ve değişmez bir biçimde gösterirler.Yüksek rütbedeki erkek veya dişi, diğer   üyeye saldırganlığını ve kararlılığını göstermek için kuyruğunu kaldırır,kulaklarını dik olarak ileride tutmaya çalışır ve yanaklarını geri çekerek dişlerini gösterir ve  hırlamaya başlar bu arada sırtındaki tüylerinin bir kısmını kabartarak   kendini büyük ve tehdit edici olarak gösterir.
posturemad.jpg (17284 bytes)
Bu kesin ve korkutucu davranış karşısındaki alt birey, kendini  tehlikeli olmadığını anlatmak ve küçük  göstermek için yere yatar kuyruğunu bacakları arasına sıkıştırır,kulaklarını geriye doğru yatırır ve yuvarlananır aynı zamanda liderin ağzını yalayarak "Tamam sen benden güçlüsün ve senin liderliğini" kabul ediyorum der.Bu davranışlar çok az sayıda kavga ile sonuçlanır.Çünkü kurtlar kavga sırasında aldıkları yaralardan ötürü acı çekeceklerine ve aynı zamanda avlanma yeteneklerinin kayba uğrayacaklarını iyi bilirler.Alfa kurtlar sürü içerisindeki yerini diğer üyelere dostçada bildirirler.Alfa kurt yaramazlık yaptığına inandığı yavrularına veya bireylere çok yakın yaklaşarak dişlerini üyeye gösterir ve göz temasını korur.Bir alt basamaktaki üye bu davranış karşısında gözlerini liderden alarak başka yöne bakar ve yine lider önünde özür dilemek için yuvarlanmaya ve yalanmaya başlar.
Eğer alfa kurt üyeyi cezalandırmak istiyor ise üyeyi ısırır ancak bu ısırış sadece uyarmak içindir ve bir anlıktır.Çünkü alfa kurt üyelere zaten kabul ettirdiği yerini hatırlatmak ile disiplini sağlamayı ve her üyenin rütbesini anlatmayı amaçlamaktadır.
Kurtların vücut dillerini şöyle özetleyebiliriz.
  • Kulaklar dik, ağız açık ve kuyruğu  normal pozisyonda olan kurt mutlu bir görüntü vermektedir.
  • Bir kurtun etrafında dans eden,koşan ve ellerini öne uzatarak vücudunun ön kısmını yer ile temas ettiren kurt oyun arayışı içindedir.Oyun esnasında kurtlar birbirlerinin üzerine atlarlar ve oyun olarak ısırılar.Ön ellerini kullanarak diğer üyenin enselerine dokunur ve birlikte yerde yuvarlanırlar.Oyun özellikle yavruların birbirini tanıması ile av yeteneklerinin gelişiminde yarar sağlar.Diğer üyelerde  ise sürü hiyeyarşisinin yapılanmasını oluşturur.
  • Kulaklarını geriye yatıran ve kuyruğunu bacakları arasına alan kurt korkmakta olduğunu gösterir.
  • Kulakları ve kuyruğu kalkık  pozisyonda,dişlerini gösteren,hırlayan ve vücudu üzerindeki türlerin bir kısmını kaldıran kurt öfkelendiğini gösterir.
  • Kuyruğunu yüksek ,kulaklarını dik tutan ve ayakta duran bir kurt diğer üyelere baskın olduğunu göstermektedir.
  • Gözlerini kısan ve  başını diğer üyeden çeviren kurt kuşkulu ve şüpheli  olduğunu beliritir. 
Kurtlar vücut dili ile birlikte seslerini kullanarak da iletişim sağlayabilir.
Herkes kurt ulumasını duymuştur.Kurtlar sadece dolunaya karşı ulumaz  her zaman uluyabilir ancak bu uluma geceleyin daha çok duyulur çünkü kurt sürüsü gece daha aktiftir ve geceleyin sesler daha uzaklara erişebilir..Uluma kurtun diğer üyeler ile heberleşmesini sağlar.Kurtlar diğer sürü üyelerini bulmak,bölgenin dışında kalan üyelere sürünün nerede bulunduğunu belirtmek ve avlanmaya çağrı için ulurlar,bazen bu ulumalar zevk içinde olabilir.Ayrıca kurtlar diğer üyelerin tehlikede olduğunu belirtmek ve ava meydan okumak için havlarlar.Hırlama ise kurtun baskın olduğunu ve kavgaya hazır olduğunu gösterir.Yavrularını çağırmak için  kurtlar daha ince sesler çıkartır ve  yavrularda ağlamaklı bir ses ile annelerini ararlar,anne ise ağlayan yavrularının yanına giderek onları sakinleştirir.
Uluma birkaç saniye ile onbir saniye kadar sürebilir. Uluma genelde sürü üyelerinden bazılarının  birkaç kere havlamasıyla başlar ve bu kısa havlamayı grup olarak yapılan uzun uluma izler.Kurtlar genelde aynı tonda ulurlar ama bazı zamanlar  sık olmasa da bu tonu değiştirirler.Kurtların grup olarak uluması bizlere bazen şarkı söylüyorlar  gibi gelir.Çünkü bir kurt ulumasını bitirdiğinde diğeri aynen  ses sanatçılarının  düeti gibi diğer bir üyeye izin verir ve uluma devam eder.Böyle süren bir uluma sanki bir şarkıcının şarkıyı söylemesi ve nakarat bölümlerinin arkadaki grup tarafından seslendirilmesi gibidir.
Kurtlar yaşadıkları bölgeyi koruma altına alırlar.Kurtların en büyük düşmanları ayılardır.Ayılar kurt inlerindeki yeni doğan yavruları almak için sürüye meydan okuyabilir.Kurtun ayı karşışında fazla bir şansı yoktur.Ancak çok sayıda   kurt birleşerek ayıyı öldürebilir.Eğer ayı kurtların savunması  karşısında geri çekilir ise kurtlar saldırıya geçmez.
Çiftleşme ve Üreme.
Kurtlar köpeklerden farklı olarak tek eşli yaşam sürerler.Yani bir erkek kurt ömür boyu aynı eş ile yaşar ve çiftleşir.Ancak bu durum nadiren 20-40 % kadar alfa dişi veya erkeğinin sürü üzerindeki hakimiyetini kaybetmesi üzerine veya ölmesi gibi nedenlerden dolayı değişmektedir.Bu anlarda Alfa erkek kurt sürünün yeni baskın dişisi ile çiftleşir.Kurtun yalnızca bir eş ile çiftleşmesi kurt popülasyonunu dengede tutmak içidir.
Dişi kurt çiftleşme dönemine Ocak ile Nisan ayları arasında girer.Dişi kurtun erkeğini kabul ettiği dönem (Estrus) 5-7 gün sürmektedir,bu günler içinde çiftleşme olmaz ise dişi kurt yavru veremeyecektir.
Çiftleşme dönemi içerisinde erkek ve dişi kurt sürüyü kısa süre için terkederler.Bu davranışlarının nedeni dişinin   sürü üyeleri ile ilişkisini kısa süre keserek diğer kurtlar ile  çiftleşmesini önlemektir. 
Çiftleşme aynen köpeklerde görüldüğü gibidir ve aynı davranışları sergilerler.Çiftleşme dişi ve erkeğin karşılıklı oyunları ile başlar,birbirlerine sakin ve ince ses tonu ile yaklaşırlar, erkek dişiyi bu ilk anlarda selamlıyor gibidir,karşılıklı olarak birbirlerinin  ağızlarını ve yüzlerini yalarlar ve koklarlar.Erkek,dişinin vajinal bölgesini  koklayarak çiftleşme zamanını veya dişinin hazır olup olmadığını anlamaya çalışır.Çiftler birbirlerinin üzerine atlayarak ve yuvarlanarak oyuna devam ederler,kuyruklarını birbirlerinin yüzüne sürürler,bilhassa dişi kurt bu hareketi ile erkeğe mutlu ve istekli olduğunu anlatır. Dişi kurtun bu dönem içinde vajinası şişerek çiftleşmeyi kolaylaştırmaktadır.Ayrıca  birkaçgün önce başlayan ve dişi kurt tarafından oluşturulan, erkek kurtu harekete geçirecek koku,maximum seviyeye çıkar.
Yaklaşık beş dakika içinde yumurtayı dölleyecek ve yeni kurt yavrularını ortaya çıkaracak spermler harekete geçtikten   sonra, erkek kurt durarak dişi ile kenetli olduğu halde 180 derece geriye döner yani şu an çiftler kalçalarından bağlı gibidirler.Bu durum 15-30 dakika sürecektir.(Bu davranışın sebebi  spermlerin yumurtaya ulaşması ve gebe kalma oranının yüksek tutulmaya çalışılmasıdır.)     
Çiftleşme sonrası çiftler yine oyun oynarak birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılıklarını gösterirler.
Gebelik süresi 59-63 gün arasında değişir ve bir batında genellikle 4-6  yavru dünyaya gelir.Kurt yavruları aynen köpeklerimizde gözlemlediğimiz evrelerden geçerler.Doğdukları anda son derece savunmasızdırlar ve annelerinin bakımına ve korumasına son derece ihtiyaç duyarlar.Anne inden nadiren dışarı çıkacağı için babanın ve sürü üyelerinin getirdiği et ile beslenir.Yavrular doğdukları anda gözleri ve kulakları tamaman kapalıdır.Doğduktan 12-15 gün içerisinde gözleri açılır,iki hafta sonra yavrular yürümeye başlar.Yaklaşık sekiz hafta  içerisinde ise yavrular doğdukları inden dışarı çıkarlar ve sürü yaşamı ile dış dünyayı keşfetmeye başlarlar.Yavrular bu anda oldukça savunmasızdırlar ve kartal ile ayılar için av olabilirler.
Bu güne kadar yavrular anneleri tarafından süt ile beslenir.Dışarı çıkan yavrular birkaç hafta içerisinde et yemeye alışırlar.Köpeklerden farklı olarak,yalnızca anne yavruların bakımından sorumlu olmaz.Köpeklerde çok nadir olarak görülen olay yani babanın yavrular ile ilgilenmesi kurtlarda çok farklıdır.Ailenin bütün fertleri yavruların beslenmesi ve korunmasından sorumludur.Anne-baba ve diğer sürü üyeleri  yedikleri etleri kusarak  yavruları beslerler.Hatta bir batın önce doğan ve şu an yaklaşık bir yaşına girecek olan yavrular dahi yeni kardeşlerinin beslenmesi ve korunması işini üstlenirler.Bu yaşlarda olan kurtlar "Prolaktin" adlı bir hormon salgılarlar ve bu hormonun etkisi sonucu ebeveyn davranışlar içine girerler.
den2a.jpg (42377 bytes)
Dişi kurt yavrularını in içerisinde doğurur ve yaklaşık sekiz hafta kadar burada bakar.Dişi kurt bu iş için  nehir yatağı yakınıları  veya kayalık kesimlerin arasında bulunan boşlukları kullanır.Bazen diğer hayvanlar tarafından terkedilmiş inleride kullanabilirler.Güvenli sayılan inler kuşaklar boyu kullanılabilir onbeş yıl aynı ini kullanan aile ile bir in içinde de 738 yıllık kemiğe de rastlanmıştır.Güvenli sayılmayan bölgede   ise dişi kurt başka inleri de kullanabilir,böylece yavruların düşmanlar tarafından bulunmasnı ve keşfedilmesini zorlaştırır.İn annenin ve yavruların kısa bir süre tehlikelerden korunarak rahatça yaşıyacağı bir yerdir.Giriş kısmı 50-70 cm genişliğe ve 40-70 cm yüksekliğe sahiptir.İnin uzunluğu yaklaşık 5 mtere kadardır,birden çok girişi olabilir.
Her yavru gibi kurt yavrularıda oyun oynamayı çok severler ve günün büyük çoğunluğunu oyun oynayarak geçirirler.Yavruların oyunları birbirlerini tanımalarını ve sosyal davranışları öğrenmesini sağlar.Yavrular yüzeyde buldukları kemikler veya av kalıntıları ile  oynayarak av   yeneklerini geliştirir ve av esnasında ne yapılması gerektiğini öğrenmeye çalışırlar.Biraz büyüdüklerinde tavşan gibi küçük hayvanları avlamaya çalışırlar ve bu esnada giderek av kabiliyetlerini geliştirirek sürü içinde varlıklarını hissettirler ve sürü ile birlikte gerçek  ava hazır hele gelirler. Yavrular yaklaşık iki yıl sürü ile birlikte sıkı bir bağ ve itaat içerisinde yaşarlar.Erişkin hale gelen yavrular eş bulmak ve kendi ailesini yaratmak için sürüden ayrılırlar.  
Avcı Olarak Kurt.
wolfkill.jpg (5437 bytes)
Kurtlar hayatta kalmak için av hayvanlarını öldürürler.Kurtların avladıkları hayvanlar,kurtların yaşadıkları bölgeye bağlı olmaktadır.Ancak kurtların başlıca avladıkları hayvanlar arasında geyik,karaca,,amerika geyiği,tavşan ve fare sayılabilir.Kurtlar insanlara saldırmazlar ve bugünde elimizde  kurtların insana saldırdıklarına dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Kurtlar sürü halinde yaşadıklarından genelde büyük hayvanları avlamaya çalışırlar.Avlarının  hasta ve güçsüzlerini sürü içinden seçerler, eğer başarılı olurlar ise sağlıklı olanlarınıda saldırırlar.
Kurtların avı herzaman başarılı olmayabilir.Bu yüzden mideleri birdefada hızlı ve çok yemek için ya da günlerce birşey yememek için yapılanmıştır.Kurtlar günde 1.5 - 5 kg kadar ete ihtiyaç duyarlar.ayrıca bir kurt günde 10 kg et yiyebilir ve önündeki birkaç gün yemek yemeden yaşayabilir.Kurtlar yapılarına,iklime  ve çevreye ve ava göre değişen miktarda suya ihtiyaç duyarlar.Bu miktar yaklaşık olarak günde 1.5 - 2 litredir.
Kurtların Av Taktiği.
Kurtlar genelde gün ışığından kaçarlar ve gece yaşarlar bu yüzden büyük çoğunlukla geceleyin veya akşam gün batarken avlanırlar.Kurtlar avlarını şu üç bölümü takip ederek ulaşırlar.Seçim-Kovalama ve Saldırı.
Seçim.
Yaralı ve zayıf hayvanlar kurtların birinci tercihidir.Kurtlar hayvanın yaralı olduğunu kanayan bölge ile enfeksiyon olan bölgenin kokusunu alarak anlıyabilirler.Ayrıca kurtlar zayıf veya sakat olan hayvanı hareketlerinin düzensizliğinden ayırt edebilirler.Kurtlar avlarını bulmak için hava akımlarını kullanırlar  rüzgarı önlerine alarak araştırma yaparlar,önden kurta doğru esen rüzgar ileride bulunan av hayvanlarının ile düşmanlarının kokusunu taşır ve bu kokuları takip ederek avına yaklaşır,rüzgarın getirdiği   koku avın vücut kokusudur,bununla beraber kurtlar avın ayak izleri ile birlikte yere bıraktığı kokuyu da takip ederler.
Kovalama - Peşine Düşme.
Kurtlar bu bölüme girmeden önce rüzgar altına girerek kokularının av tarafından hissedilmesini önlerler.Genelde av hayvanları kurtların saldırılarına karşı daima tetikte beklemektedirler,ancak bu davranışları kurtların avlama isteklerinden ve  kararlılıklarından daha güçlü değildir.
Kurtlar kendilerini ava hissettirmeden yaklaşırlar bir kurt ava gözcülük etmek için yatar ve diğerleri sinsice avın etrafını sarar.Bazen sürünün birkaç üyesi av olarak seçilen  hayvanın dayanıklılığını ölçmek ve onu yormak için koşturabilir..
Saldırı.
Saldırı zamanı geldiğinde sürünün av kabiliyetine erişmiş üyeleri toplu halde saldırıya geçer.Av burun bölgesi ile kıç tarafından yakalanır.Av genelde aşırı kan kaybı ile şoktan ölmektedir.Bazı küçük avların ise boyunları kurtun boyun bölgesini ısırmasından dolayı kırılır.
Avı ilk önce baskın Alfa erkek kurt yer ve yalnızca Alfa dişiye bazende yavrularına birlikte yemek için izin verebilir.Kurt avını yemeye göğüs kısmı yada buttan başlar. Kurtların en sevdiği bölüm avın iç organlarıdır.Av genelde avlandığı alanda sürü üyeleri arasında tüketilir.Kurtlar avın büyüklüğü ve cinsine göre av taktiklerini değiştirirler.
Kurtlar avladıkları hayvanlar ile vahşi yaşamda bulunan diğer etoburlara katkı sağlamaktadır.Kurtlar avladıkları hayvanı tamamen yememektedirler.Bu durum ise şahin,kartal,sıçan,kır kurdu ve tilkiye yiyecek bulma imkanı sağlamaktadır.
Kış Mevsiminde  Kurt Yaşamı.
Her hayvanda olduğu gibi kış aylarıda kurtları etkilemektedir.Kış aylarında,özellikle soğuk gecelerde  kürk kurtu sıcak tutmakta ve dış etkenlere karşı korumaktadır.Kurt uyumak istediği  zaman kıvrılır ve kuyruğu ile burnunu ve ağızını kapatır.Bu hareket ile kur verdiği sıcak nefes ile ısınır ve -40C derecedeki dış ortama karşı kendini korur.
Kış aylarında kurt sürüsü daha çok mesafe katetmeli ve her avda başarı sağlamalıdır.Aksi  takdirde doğa  koşulları zayıfların yaşamasına izin vermemektedir.Lider kurt, yüzeyde bulunan kar tabakasının derinliğine göre kendine bir yol seçer ve en önde yürür.Arkada ise tek sıra halinde sürünün diğer üyeleri ve son sırada yavru kurtlar bulunur.Kurtlar kış aylarında avlanmaya azami dikkat sergilemektedirler.Bu aylar içinde avın görüş ve koku sahasına girmemeye özen gösterek ava yaklaşırlar.Bazı zamanlar genç yavrularda ava katılırlar ancak heyacanları yüzünden zamanından önce saldırıya geçtikleri için sürü avı kaybedebilir.
Aralık ayının sonlarına doğru dişi kurt çiftleşme dönemine girer ve erkek kurt ile birkaç kez birlikte olur.
İkbahar Mevsimin de  Kurt.
İlkbahar geldiğinde doğa uyanışa geçer ve kurtlar için yeni bir dönem başlar.Bu aylar içinde yeni doğumlar meydana geleceği için lider erkek ve dişi beraber çalışarak, doğum ve yavruların büyütülmesi için in hazırlamaya başlarlar.
Hamile olan dişi doğumdan bir veya iki hafta önce sürü ile ava çıkmayı bırakarak hazırlanan evine çekilir ve doğumu beklemeye başlar.Gebelik dönemi 63 gün sürer ve bu dönemin sonunda dört ila altı adet yavru dünyaya gelir.Yeni doğan yavrular altı ila sekiz hafta sonra dışarı çıkmaya ve sürü ile birlikte olmaya başlarlar.
Yaz Mevsimimde  Kurt.
Yaz ayları kurtlar için büyüme ayıdır.Kış aylarında kurtu soğuktan koruyan  kalın kürkü dökülerek yerini daha az olan   yaz kürkü alır.
Yaz ayları yavru kurtların oyun ve hayatı öğrenme dönemleridir.Bu anlar içinde genç kurtlar yalnız başına bırakılmaz ve sürü üyeleri tarafından gözetlenir.Yavruya öğretilecek ilk dersler sürü kuralları  ve av becerilerinin geliştirilmesidir.
Sıcak yaz aylarında kurtlar gece avlanmaya çıkarlar ve dere kenarlarında iz ararlar.Geniş alanları görmek için yüksek kayalıklara çıkarak çevreyi gözetlerler.
Sonbahar Mevsiminde Kurt.
Bu ayalrda kurtlar tekrar kışa hazırlık yaparlar.Soğuktan korunmak için ince tüylerini dökerek yerini kış kürkü alır.İleriki aylarda genç kurtlar ilk kez kar örtüsü ile karşılaşırlar.Genç kurtlar bu dönem içinde 25 kg kadar ağırlığa sahip olurlar ancak henüz gerçek ölçülerine erişmiş değillerdir.Kurt sürüsü av hayvanlarının yoğun olduğu bölgeye göç ederler ve onlara olabildiğince yakın kalmaya gayret ederler.Çünkü kış aylarında enerjilerini kısıtlı olacağını bilirler.Sürü içinden bazı bireyler kendi ailesini oluşturmak için sürüden ayrılırlar.
Köpek ve Kurt Arasındaki Farklar.
     Genetik Farklar. (Kurta en çok benzeyen ırk Alman Çoban Köpeği ile kıyaslandığında.)
  • Kurt senede bir defa çiftleşme dönemine girer.Köpek ise her altı ayda bir çiftleşmeye isteklidir.
  • Kurt gri,siyah,beyaz ve koyu kahverengi ile işaretlenmiş kürke sahiptir.Köpekler ise karışan  renklere de sahiptir.
  • Kurt, köpekten daha güçlüdür.Fiziksel özellikleri daha fazla gelişmiştir. (Köpekler ile uyuşan çok fazla özelliği olmasına rağmen başlıca farklar.)
    Bacakları daha uzundur. Patileri kalın ve geniştir. Vücudu,başı ve çenesi ve burnu daha uzundur. Göğüs kafesi geniştir. Boyun ve omuz hizasında extra kürke ile daha kalın kürke sahiptir. Uzun ve kıvrık dişlere sahiptir. Çene ve boyun kasları kuvvetlidir. Gözleri çekiktir, kahverengi ve sarıya kaçan renkte olur. Doğal şartlara uyum sağlar dayanıklıdır. Çevik ve hızlıdır.
Davranış Farkları :
  • Davranış olarak tek fark kurtların sıkı bir aile yapısı içerisinde olmalarıdır.Kurt yaşamı boyunca (yukarıda anlatılan özel durumlar haricinde ) tek eşli olarak yaşar.Bütün kurt sürüsü ise yeni doğan yavruların korunması , beslenmesi ve eğitiminden sorumludurlar. Köpekde ise yavru ile ilgilenen yalnızca annedir.Babanın yavru ile ilgilenmesi ise çok nadir görülür.
  • Kurtlarda bulunan sürü davranışları ve kurallarının hepsi köpekler içinde geçerlidir.

Hayvan Hakları

HAYVAN HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ
Madde    1    Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğar ve aynı var olmak hakkına sahiptir.
Madde    2    1.Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.
                      2.Bir tür hayvan olan insan,öbür hayvanları yok edemez,bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez,bilgilerini             hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. 
                     3.Bütün hayvanların insanlarca gözetilme,bakılma ve korunma hakları vardır.
Madde    3    1.Hiçbir hayvana kötü davranılmaz,acımasız ve zalimce işlem yapılamaz.
                       2.Bir hayvan öldürülmesi zorunlu olursa;bu bir anda,acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
Madde    4    1.Yabani türden olan bütün hayvanlar,kendi özel ve doğal çevrelerinde,karada,havada veya suda yaşama ve    üreme hakkına sahiptir.
                       2.Eğitim amacı ile olsa bile,özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
Madde    5    1.Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bütün hayvanlar uyumlu biçimde türüne özgü yaşam koşulları   ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.   
                       2.İnsanların kendi çıkarları için bu uyumda y da bu koşullarda yapacakları her türlü değişiklik bu haklara aykırıdır.
Madde    6    1.İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar,doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir.
                       2.BİR HAYVANI TERK ETMEK ACIMASIZ VE AŞAĞILIK BİR DAVRANIŞTIR.
Madde    7    Bütün çalışan hayvanlar iş süresinin yoğunluğunun sınırlandırılması,onarıcı ve güçlerini artırıcı beslenme ve dinlenme  hakkına sahiptir.                         
Madde    8    Hayvanlara fizik ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak,hayvan haklarına aykırıddır.Tıbbi bilimsel,ticari  ve başka biçimlerdeki her türlü deneyler için de böyledir.
Madde    9    Hayvan beslemek için yetiştirlmişse;bakılmalı,barındırılmalı,taşınmalı,ölümü de korkutmadan ve acı çektirmeden   yapılmalıdır.
Madde    10  1.Hayvanlardan insanın eğlencesi olsun diye yararlanılmaz.
                       2.Hayvanların seyyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
Madde    11  1.Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış,bir "biocide" yani yaşama karşı suçtur.
Madde    12.  1.Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir "genocide" yani türe karşı suçtur.                          2.Doğal çevrenin kirletilmesi ve yıkılıp yok edilmesi sonu "genocide",soykırıma varır.
Madde    13   1.Hayvanın ölüsüne de saygı göstermek gerekir.
                      2. Hayvanların öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonlarda yasaklanmalıdır,meğerki bunlar hayvan    haklarına saldırıyı göstermek amacı tutsunlar. 
Madde    14   1.Hayvanları savunma ve koruma kuruluşları,hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.
                        2.Hayvan hakları da insan hakları gibi yasa ile korunmalıdır.

G.S.D Tarihçesi

eçmişten Günümüze
Bir Numaralı Köpeğin Öyküsü
sz1sz2.jpg (22677 bytes)
Horand Von Grafrath (SZ1) ve Mari Von Grafrath(SZ2)
       Hund_links.gif (1206 bytes) Alman Çoban Köpeği'nin öyküsü günümüzden 101 yıl öncesinde 1899 yılında Max Emil Friedrich Von Stephanitz adlı süvari subayı ile başlar.Max Von Stephanitz 30 Aralık 1864 yılında Berlin'de doğdu.Öğrenimini bitirdikten sonra çifiçi olarak yaşamını sürdürmek isitiyordu,ancak annesinin isteği ile orduya katıldı.Bu arada Berlin Veteriner Kolejinde okuyarak köpekler üzerine çalıştı ve üretim,eğitim,bakım ve diğer konularda araştırmalar yaptı.19 yy sonları Almanya'da hem büyük hem de küçük baş sürüleri idare edebilecek bir çoban köpeği eksikliğini gören Stephanitz Alman hükümetinin köpek ırklarını geliştirmek için uygulanan politikasından da yararlanarak bu açıklığı kapatacak bir köpek arayışına girmişti.Max Von Stephanitz'in isteğine göre bu köpek sürüleri kolayca idare etmenin  yanı sıra cesaretli,sadık,itaatkar ve becerikli bir yapıyada sahip olmalıydı,onun düşüncesine göre zeki köpek ancak mükemmel bir arkadaş ve iş köpeği olabilirdi.
maxvonsteph.jpg (19841 bytes)
19.yy Almanya'nın kırsal bölgelerinde ve çiftliklerde farklı tipte çoban köpekleri kullanılıyordu.Ancak bu ırklardan ikisi bugünkü Alman Çoban Köpeği'nin ortaya çıkışında ve geliştirilmesinde etkin rol oynamıştır.Bunlardan birisi Thuringia'nın dağlık bölgelerinde sıkça görülen gri renkli,dik kulaklı ve genellikle küçük bir yapıya ve kıvrık kuyruğa sahip bulunuyordu.Wurttemberg tipi köpekler ise geniş ve gelişmiş kas ve kemik yapısı ve çalı gibi tüylü kuyruğu,sürati ve rahat hareketleri ile dikkat çekiyordu.Fakat bu köpek yatık kulaklara sahipti.Bu iki ırkın özelliklerini taşıyan köpek ilk olarak 1882 yılında Hanover'de görüldü ve on yıl sonra 1892 yılında ileride"Verein Für Deutsche Schaferhunde" (SV) kulübünün kurulmasına öncülük edecek olan Phlax Society kuruldu.Ancak bu kulüp üç yıl sonra kapatıldı.
Max Von Stephanitz
ameyer.jpg (145581 bytes)
1899 yılında Max Von Stephanitz Karlsruhe kentindeki bir şovda  orta boyda gri-sarı renkte bir köpek dikkatini çekti.Bu köpek uysal.güçlü,dayanıklı bir görünüme sahipti.Bu köpek "Hektor Linksrhein" idi.Stephanitz bu köpeği satın alarak adını "Horand Von Grafrath" olarak değiştirdi.Birkaç hafta sonra 22 Nisan 1899 yılında Stephanitz , Arthur Meyer ve dokuz arkadaşı ile birlikte bugün de dünya'nın en köklü ve en kapsamlı köpek kulubü olan aynı zamanda Alman Çoban Köpekleri'nin seceresini tutan "Verein Für Deutsche Schaferhunde" (SV) kurdu ve "Horand von Grafrath" SZ1 secere numarası ile kaydedilerek ilk Alman Çoban Köpeği ünvanını aldı.Stephanitz ölüm yılı olan  1936 yılına kadar bu kurumun 37 yıl başkanlığını üstlendi.
Arthur Meyer
Stephanitz ırkın gelişimini sağlamak için üretim programını "Horand" ve erkek kardeşi "Luchs" ile başlattı.Bu köpekler "Mores Plieningen" ile çiftleştiler."Mores Plieningen"ırkın gelişiminde oldukça pay sahibidir günümüzdeki her Alman Çobanında bu köpeğin kanı olduğu söylenebilir, büyük erkek kardeşinin ise Stuttgart hayvanat bahçesindeki bir kurt olduğu bilinmektedir. Horand'ın meshur oğullarından "Hektor von Schwaben" ikinci sieger olarak tarihe geçti ve ırkın  gelişmesinde önemli bir rol oynadı.Bu köpek kardeşi ile çiftleşerek "Boewulf", "Heinz Von Starkenberg" ve "Pilot3" dünyaya geldi.Fakat akraba arasındaki bu çiftleşmeler bir süre sonra istenmeyen ve orijinalden uzaklaşan yavrular meydana getirmeye başladı.Stephanitz bunu önlemek için akraba olmayan çoban köpekleri "Audifax von Grafrath" ve "Adolo von Graftrath" çiftleşme programına alındı.Stephanitz için bir diğer problem ise ırkın mizacındaki değişiklik ile diş bozuklukları idi ve hemen önlenmesi gerekiyordu.
1925 yılında Stephanitz "Klodo von Boxberg" i Sieger seçti.Klodo diğer köpeklerden derin ve geniş gövdesi,kısa beli,kendine has yürüyüşü ile ayırt edilebiliyordu.Klodo baskın bir erkek olarak yeni Alman Çoban Köpeği'nin habercisi oldu.Klodo daha sonraA.Gilbert (Mareldene Kennels - Hamden Connecticut) tarafından Amerika ya götürüldü ve oğulları ve kızları ile bugünkü kuzey amerika ırkının oluşmasında oldukça pay sahibi oldu.
Stephanitz bu arada Alman Çoban Köpeğinin özeliklerini geliştirmek amacı ile polis kuvvetleri ile işbirliğine girerek iztakip,itaat ve koruma eğitiminii uygulamaya başladı.Bu uygulama bugün "Schutzhund" (Koruma Köpeği) olarak bildiğimiz ve Alman Çoban Köpeği'nin secere alması için gerekli olan test idi ve bu testlerdeki üstün başarısı sonucu Alman Çoban Köpeği kısa sürede polis kuvvetleri ve diğer birimler tarafından beğeni topladı ve sıkça kullanılmaya başlandı.
Daha sonra  bu teste  12 mil dayanıklılık"(AD)"-"B" testi(Jürinin Schutzhund eğitimine köpeği kabul etmeden önce uyguladağı test) kalça çıkığı ve değerlendirmesini içeren "a"(HD Befund Zuerkant) raporu ve köpeğin yetiştirilmesine, soyunun devamına not veren KKL-1(Koerklass)(Üretim  İçin Önerilen) ve KKL-2 (Üretime   Uygun)dereceleri  eklendi ve Schutzhund 3 derecesini alan köpek V-A (Mükemmel Seçim)derecesi ile ödüllendirildi.
Bu arada ırkın başarısını gören ve kendi ülke ırklarını dünya ya tanıtmaya çalışanlar Alman Çoban Köpeği için medya yoluyla bir karalama kampanyası başlattılar ve bu köpeğin kullanılmasını önlemeye çalıştılar.Bu köpek gerçekten güvenilir bekçi,iyi bir çoban köpeği mi ? yoksa çiftlik hayvanlarımızı yiyen ve çocuklarımızı her fırsat bulduğunda ısıran bir canavar mı? gibi sorular ve  asılsız haberler ile kamuoyunu uzun süre meşgul ettiler. Hatta bu kampanya ırkın gelişmesini kısa süre etkiledi bile.Ancak Alman Çoban Köpeği bu haksız karalama kampanyasına gereken cevabı vererek popülaritesini yeniden kazanmasını bildi.İngilizler'de köpeğin kendi sınırları içerisinden Alsatian adlı yöreden dünyaya yayıldığını belirterek köpeğe sahip çıktılar ve köpeği Alsatian olarak çağırmaya başladılar.
Alman Çoban Köpeği'nin diğer ülkeler tarafından benimsenmesi ve kullanılması 1.Dünya Savaşı ile başlar.Almanya bu savaşta Alman Çoban Köpeklerini geniş bir biçimde savaş köpeği, telefon hattı çekme,cephanelik ve esir kamplarını koruma,kızılhaç köpeği,iz takip köpeği mesaj köpeği olarak kullandı.

Savaşın sonlarına doğru 1918 yılında  Amerikan Hava Kuvvetlerinde görevli onbaşı Lee Duncon Fransa sokaklarını gezerken bir ambarın köşesinde beş adet yavrusuyla birlikte   bir anne farketti.Kendisi son derece koyu bir hayvansever olan Duncon bu yavrulardan ikisini aldı ve geri kalan üç tanesini anneye bıraktı.diğer yavrulara ise Fransız askerler sahip çıktı.Lee Duncon bu yavrulara Nannette ve Rin-Tin-Tin adını vererek bir efsanenin başlamasına öncülük etti.Nannette ilerki yıllarda bir hastalık sonucu yaşamını yitirdi.Rin-Tin-Tin ise bir film yıldızı olarak yaşamını sürdürdü.Son derece zeki olan bu köpek   Warner Bross film şirketi tarafından keşfedildi. şirket Lee Duncon  ile sözleşme yaparak Rin-Tin-Tin' e haftada 1000 Dolar maaş bağladı ve 100.000 dolar karşılığı sigorta etti.
    Rin-Tin-Tin 24 ayrı filmde başrol oynayarak ırkın tanınmasında   oldukça önemli bir pay sahibi oldu.Rin-Tin-Tin 8 Ağustos 1932 yılında 14 yaşındayken öldü.Bu gün de Rin-Tin-Tin'i Red Kit'in dostu Düldül'ün belalısı olarak izlemekteyiz.   Rin-Tin-Tin  kariyerinin doruğunda iken haftada 20.000 adet mektup aldığınıda burada belirtelim.
Savaş sonrası ise Almanya'da yeni kanlar  adını duyurmaya başladı.Bu köpekler   ileride büyük rol oynayacak "Axel Von der Deininghauserhide - Rolf von Osnabruecker land ve Hein v.Richterback idi.
Daha sonraki yıllarda ise "Quanto Wienerau" Canto Wienerau" " Mutz vd Pelztierfarm" ve "Marko v Celler Land" adlı köpekleri görmekteyiz.Quanto kendinden sonra gelecek olan ırklara orta boy,düşük yapı,güçlü kemik ve baş ve ön bacaklar,gibi özellikler aşıladı "Lasso di val Sole" ve "Dick Adeloga"  kendisinin oldukça meşhur oğullarıdır.Quanto serisi ileride "Uran v Wildsteiger Land" ile devam etmiştir.Canto yalnızca dört yıl yaşamasına rağmen Almanya'da büyük yankılar uyandırdı.Yapısı ,enerjisi,show köpeği olarak güzelliği  ile diğer ülkelerin ısrarla sahip olmak istediği bir köpek oarak adından çokça bahsettirdi..Meşhur oğullarından "Canto Arminius" ise çok önemli bir yere sahiptir..
18.Yüzyılın ortasında bu ırkın tarihsel anlatımını bitiriyoruz.Alman Çoban Köpeği 1899 yılındanbu  günümüze kadar değerini yitirmeden insanların beğenisini kazanmaya ve ihtiyaç duyduğumuz alanlarda  bize yardımcı olmaya devam etmektedir.
Bu mükemmel köpeği bizler ile tanıştırdığın için teşekkürler sana Max Von Stephanitz
























ALMAN ÇOBAN KÖPEĞİ'NİN İLK ÖRNEKLERİNDEN "BEOWULF RUEDE"NİN SECERESİ
1.Soy 2.Soy 3.Soy 4.Soy
Hektor v Schwaben SZ13
(Baba)
Hektor Linksrhein g. Horand Kastor (Ruede) Polex (Ruede)
Schafmaed v Hanau
Lene (Sparwasser) Greif (Sparwasser)
Lotte (Sparwasser)
Mores Plieningen Franz Ruede *bilinmiyor *
* bilinmiyor *
Werra Huending Abstammung * bilinmiyor *
* bilinmiyor *
Thekla I vd Krone (SZ990678)
(Anne)
Hektor Linksrheim g. Horand Kastor (Ruede) Polux (Ruede)
Schafmaed v Hanau
Lene (Sparwasser) Greif (Sparwasser)
Lotte (Sparwasse)
Madame vd Krone HGH * bilinmiyor * * bilinmiyor *
* bilinmiyor *
* bilinmiyor * * bilinmiyor *
* bilinmiyor *

G.S.D. Standartları

Standard
Ulk von Arlett 1995 Şampiyon Bundessieger-Zuchtschau Hamburg
                            
GENEL GÖRÜNÜŞ
Alman Çoban Köpeği orta boyda güçlü,gücü görünüşü ile orantılı,güçlü adeleleri hava şartlarına uyum sağlayan kürkü ile kaplı, gelişmiş kas ve kemik yapısına sahip kabalıktan uzak çekici görünüşe sahip,dişi ile erkek arasındaki fark belirgin,son derece becerikli iş köpeği.
ÖLÇÜLER
Erkeklerde omuz yüksekliği 60-65 cm 30-40 kg. Dişilerde ise 55-60 cm.22-32 kg. Bu ölçülerden 2.5 cm aşağı ve yukarı kabul edilebilir.Vücut uzunluğu omuz yüksekliğinin 10-17   % kadar olmalıdır.
KARAKTER
Kendine güvenen,dengeli,canlı,dikatli,uyanık,cesaretli,enerjik,yorulmaz,sadık,sahibine son derece bağlı ve itaatkar,yumuşak başlı aynı zamanda koruma ve bekçi özelliğinden kaynaklı yüksek ve güçlü savaşma içgüdüsüne, sert sinir sistemine sahip. Asla fazla hırçın ve çekingen değil.
BAŞ
Üçgen biçiminde vücudu ile orantılı olmalıdır.Kafatasının uzunluğu omuz yüksekliğinin yaklaşık olarak 40 % tekamül eder.Kabalıktan,biçimsizlikten uzak,deri, sarkık ve gevşek olmamalıdır.Kulaklar arası uzaklık ılımlıdır.Kafatasına yandan veya üsten bakıldığında kubbe görünüşlü olmamalı,kırışıklık gözlemlenmemelidir.Kafatası genişliği baş uzunluğunun %50 si kadardır.Alın genişliği olabildiği kadardır. (Görünüşü kabalaştırmadan) Yukarıdan bakıldığında kulaklardan burunun ucuna kadar düzgün bir hat meydana getirmeli burunda çıkıntı olamamalıdır.Ağız burun kemiği uzun ve alna paraleldir.Alt ve üst çene gelişmiştir.Uzun ağız istenmemektedir.Dudaklar sıkı,gergin sarkıklıktan uzak ve koyu siyah olmalıdır.Baş erkeklerde büyük ve geniş,dişilerde ise daha küçüktür.
BURUN
Mutlaka siyah olmalıdır.Kısa,küt,sivri ve güçsüz burun istenmemektedir.
AĞIZ
Güçlü, iyi gelişmiş, sağlıklı ve 42 adet dişle donatılmıştır(20 adet üst ve 22 adet alt çenede).Alt ve üst çene makas ısırışı şeklinde kenetlenir.Üst çene alt çene ile tamamen birleşmelidir.Alttan kapanan çene diskalifiye nedenidir.Dişler ve ağız sağlıklı görünmeli  vaktinden önce diş kayıpları ve aşınmalar gözlemlenmemelidir.Ağız fazla belirgin ve sivrileşmeden "V" şeklinde son bulur.Kısa,küt.zayıf ve uzun çene makbul değildir.
GÖZLER
Badem şeklinde koyu kahverengi veya siyah olmalıdır daha açığıda kabul edilir, kırımızı göz rengi istenmemektedir.(Kırmızı ve açık renkli gözler kaideyi bozmaktadır.)Çıkıntı yapmadan zayıf bir açı ile son bulurlar.
KULAKLAR
Başıyla ortalıdır.Dik dururlar ve tamamen karşıya bakarlar.(Kulakların dik duruma gelmesi max 6-8 ay içinde gerçekleşir.)Asla içe kıvrılmazlar,yana yatık kulaklar istenmez,sarkık kulaklar son derece hatalı sayılır.Kulaklar başlangıç yerinden bitime doğru incelmektedir ve en üst noktada kıvrıklık istenmez.Kulaklar hareket ve sevinç halinde geriye yatabilir,dikkat kesildiğinde ise tam olarak dikleşir.
BOYUN
Güçlü,iyi kaslı gevşek ve sarkık değil.Vücut ile 45' lik açı ile birleşir.Koşu anında boynunu eğebilir.
VÜCUT
Alman Çoban Köpeği'nin vücudu düzgün ve pürüzsüzdür.Boyunun hemen araka kısmından başlayarak belli bir açı ile omuzları takip ederek geride  kuyruğun başlangıcına kadar devam eder ve  yuvarlak bir açı ile (23' ufki) kalçaları oluşturur .Biçimsizlik gözlenmez.Vücut uzunluğu yüksekliğinden fazladır.İdeal oran 10'a 9 - 8.5'dir.Vücut uzunluğu göğüs kafesinden başlar ve arkadaki en uç nokta olan leğen kemiğinin ucuna kadar devam eder.Beli nispeten dar ve karnı içe çekiktir.Kürek kemiğinin üst ucu ile kuyruk sokummu arasındaki kısım sırttır.Sırt düzgün sağlam ve iyi gelişmiştir.Çok uzun olmamalıdır.Omuzun üst noktası belirgin olarak yüksektir ve arkaya bağlantısı kusursuz bir hat oluşturur.
GÖĞÜS
Geniş ve vücut ile orantılı uzunluktadır.Göğüs derinliği omuz yüksekliğinin 45-48 % fazla olmamalıdır.Göğüs geniş değil uzundur.Bu özellik yürüyüş sırasında dirsek haraketlerinin rahat ve serbest olmasını sağlar.
KUYRUK
Çalı gibi tüylüdür.İdeal uzunluk topuk kemiğinin ortasına kadardır geride kalan kısmı çok az kıvrılabilir.Hareket halindeyken yukarı kaldırabilir fakat hiçbir zaman bel hizasının üstüne çıkarmaz.Medikal düzeltmeler kabul edilemez.
BACAKLAR
Her yönden bakıldığında düzgün ve parelel gözükmelidir.Bacaklar vücut ile sıkı bir şekilde 90' açıyla kenetlenmiştir.Bu açı 110' de olabilir.Dirsek hareket ve duruş anında vücuda yakındır.
AYAK
Kavisli ve yastıklı patiye sahiptir.Yastıklar darbelere karşı dayanıklıdır kolayca zedelenmezler.Tırnaklar kısa,siyah ve güçlüdür.  Ayak bacak uzunluğunun 1/3'ü kadardır ve 20-22 derece ile bacaklarla birleşir. Bu ölçülerden fazla olmamalıdır.Uzun ayaklar köpeğin haraket ve dayanıklılığını etkilemektedir.
KALÇA
Arkadan bakıldığında parelel gözükmelidir.Kalça kemilkleri aynı uzunlukta olamalıdır ve 120' lik açı oluşturular.Gelişmiş kas ve kemik yapısına sahiptir.Arka bacaklardaki eklem açıları zahmetsizce hareketini sağlar.
HAREKET
Alman Çoban Köpeği tırıs hızlı bir köpektir.Vücudun doğru orantıları ona dayanıklılık ve yorulmazlık bir özellik kazandırır.Arka bacaklar vücudu orata noktasından ileri doğru iterler.Koşu anında baş aşağı ve kulaklar geriye doğru kayabilir.
DERİ
Alman Çoban Köpeği'nin derisi sıkı bir yapıya sahiptir.Buruşukluk gözlenmez.
KÜRK
Alman Çoban Köpeği için doğru kürk tipi üst ve alt olmak üzere iki kısımdan oluşur.Üstkürk sık,düzgün ve sıkı aralıklı birbirine yakın sert kıllarla kaplıdır.Kürkün sağlıklı görünümü parkak olmalıdır.Alt kürk gri tonda olmalıdır,beyaz ton istenmemektedir.Çok uzun dış kürk.yumuşak,ipeksi,kıvırcık ya da bukleli kürk hata sayılmaktadır.
RENK
Orijinal renk siyah ve kahverengi,bronz ve gri tonlar ile işaretlenmişitir.Tümüyle siyah,kahverengi ve gri renklerde olabilir.Göğsün üstünde  ve bacakların iç yüzünde açık renklere izin verilir ancak hoş karşılanmaz..Vücutta cansız, soluk,açık renkler ve pigmentasyon noksanlığımakbul değildir.Mavi,bordo ve beyazımsı renkler son derece istenmeyen renklerdir. Beyaz Alman Çoban Köpeği standart sayılmaz.Kürkte nokta şeklinde veya daha büyük beyazlıklara rastlanmaz ve hata sayılır.
HATALAR
  • Kesik ya da yatık kulaklar.
  • Köpeğin burnundaki rengin yoğun ya da hakim siyah olmaması.
  • Alttan kapanan çene.
  • Kuyruğun kesik olması.
  • Beyaz kürke sahip köpek.
  • Testislerin yerinde olmaması veya eksik olması.
  • Kalça çıkığı olan köpekler.
  • Kürkte mavi,bordo ve beyazımsı renkler ile cansız soluk renkler ile pigmentasyon noksanlığı.
  • Yumuşak,ipeksi,çok uzun,kıvırcık ve bukleli kürk.
  • Kısa,dik, düz ve kötü taşınan kuyruk.
  • Sarkık dudaklar.
  • Alında kırışıklık.
  • Kısa,küt,sivri uçlu burun.
  • Kırmızı göz rengi.
  • Kesik,kırık ya da yatık kulaklar.
  • Yürümedeki düzensizlik.(Yalpalayarak sallanma ve sırtın kamburlaşması)
  • Aşırı ürkeklik ve saldırganlık.

Köpeklerin Vücut Dili

KÖPEKLERİN VÜCUT DİLİNİ KEŞFEDİN
Konuşma herzaman yalnızca insanlara özgü bir özellik olarak görülmüştür.Descartes konuşma yeteneğini zekanın bir kanıtı olarak değerlendirirken,insan olmayan tüm canlıların zekasını inkar etmiştir.Yetmişli yıllarda Descartes'in bu görüşüne ağır bir darbe vuruldu.Beatrix ve Allen Gardner adlı psikologlar,şempanzeler sayesinde bilimsel bir başarı elde ettiler.Şempanzelere konuşmayı öğretebilmek için,pek çok deneyin yapılmış olduğunu biliyorlardı.Ancak bu deneylerin en başarılısı bile,şempanzelerin en fazla dört kelimeden oluşan son derece ilkel ilkel bir kelime haznesi elde etmelerini sağlayabilmiti.Ancak çoğu yüksek seviyeli hayvanlar hiç bir şekilde dillerini,dudaklarını,damaklarını ve ses tellerini kontrol edemezler ve böylecede Gardner çifti,hayvanların belki farklı bir şekilde konuşmayı öğrenebilceklerini düşündüler.Bunun üzerine şempanzelere sağır-dilsiz  işaretlerini öğrettiler.Birinci şempanze 150 işareti öğrendi,basit cümleler kurabiliyor,gramer kurallarını uygulayabiliyor ve yeni düşünceleri bir araya getirebiliyordu.
Konuşma sadece  sözcüklerle düşüncelerini ifade etmek değildir.Toplumun diğer bireyleri ile iletişim kurabilmektir.Bu yeteneğede tüm yüksek seviyeli hayvanlar sahiptir. 
Küçük bir çocuk  ilk kez adı söylendiğinde dönüp baktığı andan itibaren,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğu kabul edilir.Gerçi çocuk ilk sözcüklerini belki ancak oniki aylık olunca söylemeye başlayacak,ama psikologlara göre,ağlama,mırıldanma ve diğer sesler de bir iletişim aracıdır,çünkü sevinç,hoşnutsuzluk ve çocuğun bazı gereksinimleri aktarmaktadırlar.Seslerin dışındda psikologlar mimikleride konuşma unsurları olarak kabul ederler,örneğin ilginç birşeyi eli ile göstermek,birisi giderken el sallamak veya kollarını kaldırarak kucağa alınmak istediğini göstermek gibi.
Çoçuk "bana elini ver" denildiğinde doğru bir şekilde hareket ederse,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğunu kabul ediyoruz.O halde köpeğin "elini ver" komutu üzerine patisini uzatması da aynı şekilde konuşma yeteneğidir.
Şüphesiz ki doğada varolan her çeşit yaratık kendi aralarında iletişim kurmaktadırlar.Hayvanlar bu iletişim için vücut hareketleri ile ve aslında onlar için anlamlı fakat bir bakışta bizim için anlamsız gelen, ses, koku ve vücut hareketleri ile iletişim kurarlar.
Doğadaki hayvanlar arası iletişimi ortaya koymak için çok sayıda örnek vermek mümkündür.Karıncalar birbirinin anteni tabir ettiğimiz bölgeye dokunarak,arılar bir takım danslar yaparak iletişim kurarlar.Doğan her yavru annenin kokusunu ve sesini,annede kendi yavrusunun sesini ve kokusunu diğer yavrulardan ve sürü üyelerinden kolayıkla ayırt edebilir.
Yine hayvanlar kendilerine özgü kamuflaj yetenekleri ile de  iletişim kurmaktadırlar,daha doğrusu kendilerini korumaktadırlar.Bukalemunların bulunduğu ortama göre renklerini değiştirmeleri,kelebeğin üzerinde bulunan  beneklerin avcıyı şaşırtması gibi.
İnsanlar ve köpekler birlikte uzun bir tarihçeyi paylaşmaktadır.Atalarımız onlarla birlikte avlandılar,onlarla birlikte oynadılar ve yüzyıllardır birlikte yaşamı paylaştılar.Ancak köpek ve bizler iki farklı tür olarak dünyayı paylaşmaktayız ve ayrı dilleri konuşmaktayız.Köpekler her ne kadar bizim gibi harfler ve sözcükler ile konuşmasalarda onlarında size ve kendi arkadaşlarına anlatacakları vardır..Bu anlatımlar ise yukarıda saydığımız diğer hayvanlar arasında en geniş iletişimleri ve kuralları içermektedir.  Köpekler aynen ataları kurtlar gibi iletişim kurarlar ve kendilerini ifade ederler.Siz farkında olmasanız bile köpeğiniz sizin vücut dilinizi anlamaktadır, köpeğinize karşı bulunmadığınız bir öfke veya sevgi  esnasında köpeğinizin bu davranışınıza karşılık verdiğini görürsünüz.Örneğin çocuğunuza veya eşinize sarıldığınız anda köpeğiniz hemen yanınıza gelir,öfkelendiğinizde ise köpeğin oratada olmadığını görürsünüz.Yada kötü niyetli bir kişinin size saldırısı anında köpeğinizinde sizinle birlikte savaştığını  görürsünüz.
Uzmanlar, köpeklerin şu üç konuda kendilerini ifade ettiklerini söylüyorlar,
  • Duygusal durumları.
  • Toplumsal İlişkileri.
  • İstek ve Arzuları.
Şimdi köpeğin vücut dilini okuyarak aslında bize ne anlatmak istediklerini  açıklayalım,
Oyun Oynamak İstiyorum:
Oyun oynamak isteyen köpek doğal olarak mutludur.Kendini rahat hisseder.Ağızı açıktır ve mutlu bir ifade ile gözlerinizin içine bakar,siz oyuna davet etmek için  birkaç kez havlar.Bu arada kendini olabildiği kadar şirin gösterme uğraşı içindedir.Çevrenizde koşar veya daireler çizer,kulaklarını indirir ve kaldırır.Size yaklaşır gibi yapar ama birden yanınızdan kaçar, burada sizi oyuna davet etmek istediğini ve bir yöne doğru çekmek istediği apaçık ortadadır.Bu arada yine kendini şirin göstermek istediği ve mutlu olduğu için yerde sırt sütü yatar ve yuvarlanır,bunları yaparken bir gözü sizi izler.Oyun oynamak istediğini anlatmak için en çok kullanığı hareket ise,ön ellerini uzutarak göğsünü yere değdirmesi ve kuyruğunu heyacanlı bir şekilde sallayarak gözleriniz içine bakmasıdır.Bu an içinde köpek üzerinize atlayabilir ve sizi oturduğunuz veya yattığınız yerden kaldırmak için çaba gösterir.Bazen açık arazilerde köpek av takibi yapar gibi çimlerin üzerine yatar ve kafasını eğerek sizi izler.Bu anda sizden oyuna katılmak için hareket beklemektedir.Siz bu harekete aynen cevap verdiğinizde, yani vücudunuzu eğerek hatta çömelerek yavaş yavaş köpeğinize doğru yaklaştığınızda kendinizi hızlı bir koşuşturmacanın içinde bulabilirsiniz.
Eğer oyun oynamak istemiyorsanız ki bu köpeğin sevimli hareketleri karşısında çok güçtür.Köpeğiniz ile göz temasında kaçının ve köpeğinize arkanızı dönün yada başınızı çevirin.Ancak köpeğinizin kendine başka bir oyun aracı bulacağından emin olabilirsiniz.       
Hoşgeldin.
Pek çok kişi  akşam eve geldiğinde karşısında ilk gördüğü şey kendisine bol miktarda sevgisini sunmak için hazır bekleyen köpeğidir.Köpek sahibini gördüğü zaman heyacanlanmaktadır.Kuyruğunu normal pozisyonda hızlı olarak sallar,ağzı açıktır bu onun rahat olduğunu gösterir.Sahibinin üzerine atlamaya ve onu yalamaya çalışır.Kendisini bir tehdit olarak göstermez,hatta sahibinin kendisinden üstün olduğunu göstermek için yere sırt üstü veya yan yatarak af diler,bu arada tuvaletini kaçırabilir.
Aslında şu an yaptığı hareketler bir içgüdüdür ve aynen kurt sürüsündeki yavruların hareketlerini uygulamaktadır.Kurt yavruları aç olarak inde beklerken aile bireyleri avlanmaya çıkarlar.Av sonrası ise yediklerini aç yavrularına kusarlar ve yavrular karınlarını doyurur.İşte eve geldiğimizde köpeğin bize aşırı   sevgi göstermesi  bu nedenledir.
Dikkatli ve Heyecanlıyım.
Dikkatli ve heyacan içinde olan köpek bir bakıma av köpeğinin ferma duruşunu yapar şekildedir.Kulaklarını tam olarak dik tutar ve sesin geldiği yöne çevirirerek kaynağı bulmaya çalışır.,kuyruğunu normal pozisyonun üzerine çıkartır ve minimum  harekette tutar.Köpek hareketsizdir ve vücudunu öne doğru gerer.Ağzı açıktır.Eğer  tam olarak anlayamadığı bir tanı var ise ağızını kapalı tutar.
Endişeliyim ve Biraz Korkuyorum.
Bu durumda ise köpek kuyruğunu bacakları arasına almıştır.Göz temasında kaçınır va başını başka bir yöne çevirir ve eğebilir.Kulaklarını dik tutmaya çalışır ama sanki askıda duruyor gibidirler.
Korkuyorum.
Korku içindeki köpek kulaklarını tamamen geriye yatırır,kuyruğunu bacakları arasına iyice sıkıştırır,titremeye başlar,ağızı sıkı şekilde kapalıdır.Bu arada tuvaletini kaçırabilir,anal bezlerinden koku salgılar ve kalçasını aşağı indirir.Acıklı şekilde inler.
Senden Üstünüm.
Kendini diğer bir üyeden üstün gören köpek.Kendine güven içinde diğer üyeye yaklaşır.Vücudunu olabildiği kadar yüksek tutar,kulakları ve kuyruğu diktir.Diğer üyeden geniş ve büyük görünmek için sırtındaki tüylerin bir kısmını dikleştirir.Bu esnada hırlar ve gerekli gördüğü yerde dişlerini gösterir.Diğer üyenin üzerine atlar hatta üzerine oturmaya çalışır.Kavgaya girebilir.
Senden Üstünüm ve Seni Tehdit Ediyorum.Saldırmaya Hazırım.
Bu durumdaki bir köpeğin yüz ifadesi korkunç bir hal almıştır.Köpek hırlar ve dişlerini gösterir.Baskın olduğunu ve korkmadığını anlatmak için kulaklarını ve kuyruğunu dik tutar.Yine sırtındaki  tüylerini dikleştirir.Vücudu gergin ve her an atılmaya hazırdır.Korkunç şekilde hırlar.Bu davranışı gösteren köpek saldırı anında bütün gücünü kullanır ve geri çekilmez.Savaşını korkunç bir şekilde sürdürür,çünkü karşısındaki tehditten korkmamaktadır.
Biraz korku içindeyim Ama Seni Tehdit Ediyorum.
Bu durum içinde ise köpek yine dişlerini gösterir,hırlar,kuyruğunu yer ile paralel tutar,tüylerini dikleştirir.Ancak tehdit karşışında kendini üstün hissetmediği için kulaklarını yatırır.Köpek  hem savaşmaya hem de kaçmaya hazırdır.Kendini çok zor durumda hissettiği zaman ısırır.Isırışları sadece ön köpek dişleri ile olur, seri olarak küçük ısırışlar yapar ve geri çekilir.bu durumdaki köpeğin saldırganlığı" korkak saldırganlık " olarak adlandırılır.
 Hakimiyetini Kabul Ediyorum.
Kendisinden güçlü diğer bir üyenin emri altına giren köpek,bu üyenin karşısında sırt üstü yere yatar,kendini üyeye teslim eder,yerde yuvarlanır,diğer üyenin ağzını yalar ve saldırganlık göstermez.Bu anlarda kendini acındıracak şekilde inler.
Rahatım.
Kendini rahat hisseden köpeğin,kulakları dik,kuyruğu normal pozisyondadır yada bel hizasında rahatça sallar,.ağzı açıktır ve kendinden emin davranışlar sergiler.
Köpeğin El Vermesi.
Bazı köpeklerin eğitilmediği halde bile size elini vererek tokalaştığını görürsünüz.Köpeğin bu hereketide içgüdüdür.Küçük yavrular anneden meme emerken sütün gelmesi için ön elleri ile meme çevresine baskı yaparlar ve böylece kolayca süt içerler.İşte köpeğin el vermeside bu olayın devamıdır ve aslında sizden bu yöntemle birşeyler istemektedir.Sevginizi eksik etmeyerek köpeği okşamanız iyi bir ödüldür.Ayrıca köpeğin otururken bir elini hafifçe kaldırması ise köpeğin stres içinde olduğunu ve biraz korktuğunu gösterir.
Köpeğin Gülümsemesi ve Teşekkür Etmesi.
Eğer, köpek gülmez,teşekkür etmekten de ne anlar? diyorsanız yanılıyorsunuz.Köpek insana kuyruğu vasıtasıyla güler ve teşekkür eder.Kuyruğun rahatça sallanması köpeğin size güldüğünü gösterir,ama yanlış anlamayın bu gülüş alay şeklinde değil tam tersi sevgi üzerine.Köpeğin kuyruğunu sallamasındaki  hız da ne kadar heyacanlı olduğunu ve durumdan hoşnut olduğunu gösterir.Yani bizim kahkaha derecemizle karşılaştırabilirsiniz,çok komik bir olay ile karşılaşırsak doğal olarak kendimizi uzun uzun gülmekten alamayız.Önüne yemeği konulan bir köpek de size kuyruğunu sallayarak teşekkür eder.Yemek kabı dolu olan ve çevresinde insan olmayan bir köpeğin ise kuyruk sallamadığı görülmektedir.Biz nasıl nedensiz bir şekilde gülmüyor isek,köpeklerde nedensiz bir şekilde kuyruklarını sallamıyor.
Köpeğin Uluması.
Ulumak sürünün toplanmasına ve birlikte yapılacak bir harekat için hazırlanmasına yarar.Kurtlar çoğunlukla akşamları ve sabahın erken saatlerinde,birlikte ava çıkmadan önce ulurlar.Köpek ise uluyarak sürüyü toplama isteğini çok az duyar çünkü yemeği herzaman kendisine sunulur.Ancak televizyon icat olmadan önce  aile bireyleri akşamları biraraya gelip birlikte şarkı söylediklerinde bazı köpekler bu müzikal sesleri herhalde yanlış anlayıp ailelerin   "toplanmak" için uluduğunu düşündü ve büyük bir heyecan ile av çağrısına katıldılar ve birlikte "uluma konseri" ne başladılar.
Kurtun geriye attığı kafası ile birlikte uluduğu görülür.Belki de kurt bize o anki ruh durumunu hakkında bilgi veriyor ve kurt herhalde yabancı sürülere meydan okuyarak bulunduğu bölgenin sahibi olduğunu ve gerekirse savunulacağını bildiriyor.
Köpeğin uluması ise daha çok yalnız kalması ile ilgilidir.Bu ayrılık uluması kurtların sürü uluması ile aynı anlamı taşır.Yani şunu demekteler "Biz buradayız...Sen neredesin? Buraya gel"
Değişik bir durumda çiftleşmek isteyen erkek köpeğin durumudur.Çiftleşme dönemindeki dişinin kokusunu alan ancak ona ulaşamayan erkek köpeklerinde uludukları görülmüştir.
Köpeğin Havlaması.
Köpek seslerinde dikkat edilmesi gereken birkaç önemli boyut vardır.İlk başta sesin yüksekliği gelir.Köpek havladığında,derin bir ses çoğunlukla öfke ve olası saldırganlığın işaretidir,ama ince tiz bir ses korku ve acıyı dile getirir,daha az tiz olduklarında zevk ve oyunculuğu gösterir.İnsanların dilinde de aynı farklılıklar gözlemlenir.Bir insan öfkeli olduğunda sesi genellikle kalınlaşır,korktuğunda tiz olur.Bizim de sesimiz,örneğin küçük çoçuklar veya bebeklerle konuştuğumuzda yumuşar ve oyunculuk ifade eder.Kelimeler tıpatıp aynı olsa dahi,bir kişşinin biriylemi,yoksa bir bebekle mi konuştuğunu anlamak mümkündür.Farklılıklar yalnızca ses düzeyinde ve ses tonunda kendini gösteriyor.
Köpek seslerindeki ikincil boyut,sesin sıklığı ve tekrarlanma hızıdır.Hızlı ve sık sık tekrarlanan sesler,belirli bir heyecan ve aciliyete işaret ediyor.Az tekrarlanan veya hiç tekrarlanmayan sesler,düşük bir heyecan düzeyi ve geçici bir ruh halini gösterir.Seslerin süresi de önemlidir.Kısa süreli keskin,yüksek sesler korku veya acıyı gösterirken aynı sesler uzun süreli olduğunda sevinç ve oyunculuğa işaret ederler.Genel olarak,uzun süreyle devam eden sesler,az sonra yapılacak bir davranışı haber verirler.Örneğin uzun süreli,derin hırlamanın az sonraki bir saldırıyı haber vermesi  gibi.
Peki köpekler çeşitli dillerde havlayabilirmi.? Bu sorunun cevabı elbette hayır.Ama ülkeler, havlamayı  kendi dillerine göre yorumluyorlar.
Türkçe  
Hav Hav
İngilizce
Woof Woof - Arf Arf - Bow Bow
İspanyolca
Jau Jau
Flemenkçe      
Waf Waf
Almanca
Wau Wau
Rusça
Gav Gav
Çekoslavak
Haff Haff
Kore  
Mung Mung
Çince
Wung Wung    
Orta düzeyde yinelenen hızlı havlama.
Burada köpek size sezinlediği olası bir kötü durumu,yada bahçenize giren yabancı bir kişiyi anlatmaya çalışmaktadır.Durmayacak biçimde hızlı havlama ile doğal yaşamda yaptığı gibi yani liderini ve sürü üyelerini toplamak istiyor. Tabii burada köpeğin lideri siz ve üyeler ise aile bireyleriniz oluyor.
Birkaç kere tekrarlanan ve duraklayarak devam eden havlama.
Şu an köpeğiniz,tam olarak tanımlayamadığı bir durumdan  bahsetmekte.Köpek şüpheleniyor ve yine size haber vererek "Gelseniz iyi olur" diyor bu arada karşı tarafada "Ben buradayım" diyerek orada bulunduğunu belirtiyor.Köpek, tehlikeyi sezinlediğinde ise havlama şeklini yukarıdaki gibi değiştirir.
Uzun süren duraklı havlamalar.
Köpeğiniz sizi şikayet ediyor.Sanırım yalnız kalmış ve kendisine arkadaş arıyor.
Kısa birkaçkez havlama.
İşte köpeğinizin size "Hoşgeldin"   dediği an.
Bir seferlik kısa havlama.
Yaptığınız birşeyden sıkılmış ve size "Artık yeter" diyor.
Uzun, kısa,tiz havlamalar.
Ne yaptınız köpeğinizin canı acıyor.Hemen onu sevin ve yatışmasını sağlayın.
Mırıldanarak Havlama.
"Hadi oyuna başlayalım".
Ses düzeyi giderek yükselen havlama.
Oyun esnasında arkadaşına oyuna devam etmesini söylemektedir.Başlangıçta sessiz havlayan köpek,davetine cevap almaz ise sesini yükseltir.   
Köpeğin Hırlaması.
Derin Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar dik,Kuyruk yukarıda)
Köpek bu anda savaşmaya hazırdır.Öfkeli olduğunu belirtiyor ve her an saldırabileceğini ifade ediyor.
Orta Düzeyde Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar yatık,Kuyruk bacaklar arasında.)
Endişeli ve korkuyor.Yine de kendisini savunacak.Kendisinden daha az emin.
Orta düzey Hırlama.(Dişler gösterilmemiş.)
Köpek bu anda hoşlanmadığını belirtiyor ve uyarıyor.Kendisine yapılan eylem devam eder ise uyarı için ısıracak ancak savaşmayacak.
Yüksek Sesle Hırlama.(Dişler gösterilmemiş.)
Oyun esnasında yavruların birbirlerine hırlaması.Oyundan zevk alıyorlar.